Orta DoğuÜlkelerUmmanYolda

Muskat’ta 2 Gün – Birinci Bölüm

Bu yazı Dubai’de yaşarken yazılmıştırBaktım uçakla 45 dakikada mesafede yaşıyorum, hafta sonu için aldım biletimi.  Ve maceralar başladı. 1 riyal 2 avroymuş, neden söylemediniz?!!! Bir de Sultan Bey Hazretleri tüm butik otel, hostel tarzı yerlerin lisanlarını iptal etmiş ikinci bir emre kadar. İnternetten bakıyorum hiçbir yere rezervasyon yapılmıyor. Sonra mail atmaya başladım da öğrendim. Seçenekleriniz 5 yıldızlı, gecesi 150 dolardan başlayan oteller ya da karafatmalı 80 dolardan başlayan oteller… Pek iç açıcı değil. Derken hostellere attığım maillerin birinden cevap geldi.  Bir hostel sahibinin minik ikinci bir mekanı daha varmış. Kaçak çalıştıyormuş. Ben de orada bir oda tuttum. Yine ucuz değildi hiç. Çok tatlı bir adam ve çok temiz bir yer ama şehre de çok uzaktı. Araba kiralamak isteyenlere veya temiz bir mutfakta yemek yapıp tasarruf etme fikrinde olanlara tavsiye edebilirim. Bana yazarsınız, bilgilerini buradan paylaşmayayım. Ha bir de 5 riyal fazla vermiştim, sanırım onu bahşiş sandı… Halbuki ben kuruşlarımı sayıyorum…

Muskat çok geniş bir alana yayılmış durumda. Arada tepeler var. Gerçekten çok ilginç bir coğrayfa. Eski şehrin eski evleri dışında şehir villalardan ve iş merkezindeki 10 katlı binalardan oluşuyor.  Gökdelen yasakmış ve bu benim için iyi bir değişiklik oldu. Erkekler beyaz entari üstüne Omani takkesi, kadınlar genelde çarşaf giyiyor. Siz de kapalı giyinin. Kapalı derken, pantolon üstüne kısa kollu yeterli. Nadir olarak (yabancılar ve turistler dışında) tek başına kadınlar ya da kadın grupları görüyorsunuz. Genelde ailecek sokaktalar ya da gözükmüyorlar.

Özellikle eski şehrin ara sokaklarında dolanırken bir mekana kadın olmadan hayat katılamadığına bir kez daha karar verdim. O evlerin kapılarına oturmuş ya da balkondan birbirine bağıran kadınlar olsaydı hayat olurdu, çocuk kahkahaları olurdu. 

 

 Muskat’ta Ne Göreceğiz? 

Muskatın yakınlarındaki vadiler çok güzelmiş ancak ben sadece şehirden bahsedeceğim.  Eski şehir dedikleri yer Sultan Bey’in sarayından ve müzelerden oluşuyor. Her tepede bir kale var ama gezilmiyor.  Dışından bakıyoruz.

Bir de planeterium yapmışlar ortaya, zuzaylu çıkacakmış gibi… Eski şehirde uyusam korkardım kesin. Sahilden biraz ilerleyince liman bölgesine ulaşılıyor, burası aynı zamanda Mutrah Souq’un (kapalı çarşı) bulunduğu yer. Alışveriş açısından bizim için o kadar ilginç değil ancak o hengame ve tütsülerin tüm duyu organlarınızı darma dağın edişi görmeye değer. Bir arkadaşım “En çok aklımda kokular kaldı ama sen Dubai’den alışkınsındır” demişti, değilmişim. Dubai’de de tütsü kültürü olduğunu biliyorum da gökdelenlerin arasında hangi coğrafyada olduğumuzu unutmuş biçimde yaşıyoruz. Liman tarafında arka sokaklarda dolanmak keyifli çok.  Aynı zamanda çok ucuza karnınızı doyurup manyak güzel meyve suları içebiliyorsunuz. Hayatımdaki en güzel muzu bu ülkede yedim. Bir de mango suyunu abartmış olabilirim.

Sonra Qurum denen bir bölge var. Burada turistleri değil de bu ülkeye taşınmış yabancılara rastlamanız mümkün. Royal Opera House, kafeler, 5 yaldızlı oteller de daha cok bu tarafta. Ama bana böyle tarif edildiğinde cıvıl cıvıl sokaklar hayal etmiştim. Hiç öyle bir şey yok. Kumsal yanında 10 mekan  var yan yana, onun dışındakiler birbirinden uzak ve kimse yürümüyor. Yürürken bana garip garip baktı insanlar. Neyse kumsal gerçekten çok güzel. Ama denize giren çok az kişi vardı, onlar da mayo giymiyorlardı. Denize girecekseniz tesettürle girmeniz gerek sanırım.

Ve sultanımızın büyük camii. Abu Dhabi’de bunu döven cami yapılmış durumda, en büyük birinci halı orada. Ama gitmişken girin, görün.
 

Bir yorum

Tartışmaya katıl

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir