AvrupaFransaKahraman DüdükÜlkeler

Anlamsız Çığlık

Fransa’da üniversitedeyim. Son senem. Kalbim çok kırık ve rahatlamak için her akşam yazıyorum. Kimsenin okumayacağı ve benim sonra sileceğim satırlar. Bu sırada Türkçe üzerine bir seminer vermem isteniyor. Hazırlayıp gidiyorum.

 
Fiil cümlenin sonundadır.  Büyük ünlü uyumunun tadından geçilmez. Sondan eklemelidir
 
“Bize biraz Türkçe konuşsan iyi olur” diyorlar. Ne söyleyeceğimi bilememe durumu yaşıyorum. “Haydi kızım teyzelere biraz piyano çal” benzeri bir olay…
 
“Bilgisayarında Türkçe bir şey yok mu?” diye soruyorlar öyle olunca.
 
Var… Var ama hepsi çok özel. Öğrencilere bakıyorum. Kimsenin bir kelime anlamayacağına emin, en büyük itiraflarımın olduğu yazıyı açıyorum. Ve başlıyorum.
 
Karşımda yaklaşıp 100 göz bana bakıyor. Kulakları bir takım sesler seçiyor.  Okumama hiç duygu katmıyorum. Ozon tabakası hakkında bilimsel veriler paylaşıyor havasında “Çok kötüyüm, yardım edin” diyorum. Ben de yazdığım cümleleri ilk defa duyuyorum.Ve kelimeler hiçbir beyne girmeden kaybolurken yavaş yavaş acımın anlamsızlaştığını hissediyorum. Rahatlıyorum rahatlamasına da, yalnızlığım da katlanarak büyüyor. Öğrencilerden bir tanesinin beni anlamış olmasını istiyorum.
 
Duruyorum. Kafamı kaldırıp etrafıma bakıyorum. Herkes çok tepkisiz. “Ne acayip dil” gibi saçma yorumlar yapılıyor. “Her taraf Türk dönerci, benim okumama mı kaldınız Türkçe duymak için” diye sinirleniyorum içimden.
 
Şimdi ara ara o sınıfta artık yazmadığım bir şeyleri okurken hayal ediyorum kendimi. Türkçe konuştuğumu sanıyormuşum da Fransızca çıkıyormuş aslında tüm kelimeler. Ders bitince kimse bana bir şey sormuyormuş. Sadece öğrencilerden biri gelip sarılıyormuş.
 
Öyle hayal ediyorum…
 
 

2 yorum

  • Ben de bir sene Paris'te okudum. Sömestr sonunda sınıftakiler Türkçe müzik getirip iki kıvırmamı istemişlerdi iyi mi? Ben de iyi madem deyip koydum Türk müziğiyle iki göbeği ortaya. Aldığım tepkiyse 'ama bu pooop müziiiik' oldu, malesef bekledikleri 'oryantal' havayı vermekte başarılı olamadım. Zaten saçım da sarıydı, nasıl bir Türktüm ki? Onların 'Türk' bakışları arasında ben biraz'Fransız' kalmıştım sanırım. Klişe ve gerçek.
    Konu bu değil biliyorum, yazmadan edemedim..

  • 🙂 ahhahaha bana da çok dediler de göbek at diye, o kadar odun gibiyim ki inat edip yapmadım :)) çok fenalar ya.

Tartışmaya katıl

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir